Haber Detayı
21 Mart 2020 - Cumartesi 10:08
 
Vegan Anne: Veganlık sömürüye karşı etik bir duruştur
Diyarbakır’da yaşayan iki çocuk annesi Elîda Zerrî, Vegan Anne olarak yaptığı paylaşımlarla dikkat çekiyor. Kendisi ve iki kızıyla vegan olan anne, konu hakkında insanlara veganlığı, yani hayvan haklarını paylaşıyor.
RÖPORTAJ Haberi


Fatih SURUÇ- ÖZEL HABER

 

Diyarbakır’da yaşayan iki çocuk annesi Elîda Zerrî, Vegan Anne olarak yaptığı paylaşımlarla dikkat çekiyor. Kendisi ve iki kızıyla vegan olan anne, konu hakkında insanlara veganlığı, yani hayvan haklarını paylaşıyor. Türk Dili ve Edebiyatı mezunu Vegan Anne Elîda Zerrî; “İzlediğim bir belgeselden sonra yaptığım araştırmalarla vegan olmaya karar verdim. İki kızımı da bu konuda bilinçlendirip bütün hayvanların aynı olduklarını anlatıyorum.” Dedi.

“VEGANLIK SÖMÜRÜYE KARŞI ETİK BİR DURUŞTUR”

Vegan nedir sorusuna cevap veren Elîda Zerrî; “Vegan kelimesi ilk olarak 1944 yılında Donald Watson tarafından vejetaryen kelimesinden türetilmiştir. Veganlık; hayvanları bir nesne değil de özne olarak görmek ve bu sebeple hayvanları mal ve kaynak olarak kullanmamak demektir.  Bir vegan hayvansal hiç bir ürünü tüketmez. Bu sadece gıda meselesiymiş gibi algılanmasın. Mesela bir vegan hayvanlı sirklere gitmez, hayvanat bahçelerine de tabi. . Hayvanlar üzerinde denenmiş ürünleri kullanmaz. Kürk, deri, yün, ipek, angora gibi hayvansal kaynaklı ürünleri de kullanmaz. Yani mesele sadece et, süt, peynir, bal, yumurta tüketmeme meselesi değildir. Nitekim veganlık bir diyet değil, hayvanlara karşı ahlaki bir yükümlülüktür. Veganlık sömürüye karşı etik bir duruştur.” Şeklinde konuştu.

“ETİN AĞAÇTAN TOPLANIR GİBİ ÖNÜMÜZE KONULAN BİR ŞEY OLDUĞUNU SANIRDIM”

Zerrî; “Yaklaşık 3 yıl önce tesadüfen izlediğim bir belgesel sonrası(Dünyalılar) hayvanların da hakları olduğunu ve bizim amaçlarımız için değil de tamamen kendi amaçları için var olduklarını öğrendim. O güne dek vegan kelimesini hiç duymamıştım. Vejetaryenliğe gelince, ete karşı alerjik bir sorun olarak biliyordum. Yani işin ahlaki boyutu asla aklıma gelmemişti. Hayvanlar bizim için yaratılmıştı sonuçta, onları keyfimize göre yiyebilir, sömürebilir veya her anlamda faydalanabilirdik. Dinler ve içinde bulunduğumuz toplum bunu bize öylesine empoze etmişti ki, başka türlüsünü düşünemiyorduk. Evet, hayvanlar bizim için vardı, onların hisleri yoktu, kesilirken canları acımazdı! İşte tam 27 yıl boyunca bu düşüncelere sahiptim. Etin ağaçtan toplanır gibi önümüze konulan bir şey olduğunu sanırdım.  İşte ta ki o belgeseli tesadüfen izleyene dek.  Yoğun bir araştırma sürecine girdim. Önce Vejetaryen olmayı düşündüm ama bu yetmezdi. Yani sadece hayvan bedeni yememek olmazdı. Nitekim süt sektörü, et sektörüne oranla daha da vahşet içeriyordu. Tabi yumurta sektörü de. Hayvanları sömüren, kullanan tüm sektörler zulüm içeriyordu. Hak ihlali içeriyordu. Ve ben tüm bu haksızlıklara ortak olmamak adına vegan oldum.”dedi

“TÜM HASTALIKLAR ASİDİK ORTAMDA OLUŞUR”

Hastalıklarımızın çoğunun sebebinin, yediğimiz hayvansal ürünler olduğunu söyleyen Zerrî; “Nitekim hayvanların rızası dışında yapılan bir şeydir bu. Kim, sütünün yavrusu dışında başka birinin içmesini ister ki? Şahsen ben istemem. Bir anne olarak sütüm sadece kendi yavruma aittir. Hal böyle iken neden başka canlının sütünü alayım ki? Hem doğada insan dışında hiç bir tür başka bir türün sütünü içmez. Evet, süt mükemmel bir besindir ama buzağılar için. Süt bizim için tamamen toksinden ibarettir. Ve tabi et, yumurta da öyle. Hayvansal tüm ürünler asidik yapıdadır. Kanımızı asidik hale getirirler yani. Bilindiği üzere, tüm hastalıklar asidik ortamda oluşur. Hayvansal ürünleri tüketmemek sağlığımı elbetteki etkiliyor ama olumlu yönde. 3 yıldır kendimi eskiye oranla inanılmaz enerjik ve sağlıklı hissediyorum. Kan değerlerim gayet normal. Yeryüzünde binlerce vegan beslenen insan var, hatta topluluklar bile var. Özellikle Hindistan’ da... Ve hiç birinde sağlık sorunu yok. Esasen insanlar vegan beslenmeye uygun yaratılmışlardır. Yani etçil değiliz, meyveciliz. Darwin gibi bilim insanları da bunu kanıtlar nitelikte araştırmalar yapmışlardır. İnsanlar tamamen bitkisel beslenme odaklıdır. Et yemek ve başka bir türe ait sütü içmek bizi sağlıklı değil sağlıksız yapar.” şeklinde konuştu.

“İKİ KIZIMI DA VEGAN BÜYÜTÜYORUM”

İki kız annesi Zerrî, çocuklarını da vegan büyütüyor. “Çocuklarım biri 4 yaşında biri 2 yaşında. Onlara ekstradan bir yükleme yapmıyorum ki zaten tüm çocuklar vegan doğuyor. Toplumlar hayvanları yememiz gerektiğini aşılıyorlar. Oysaki bir çocuk asla bir ineğe zarar vermek istemez, ama toplum onu hayvan yiyen ve hayvanları sömüren bir birey haline getirir. Çocuklarıma bu dayatmaları yapmıyorum ben.  Kedilerle, ineklerin veya kuzuların aynı olduklarını biliyorlar. Birini severken bir diğerini yemenin doğru olmadığını ve etin ne olduğunu açıklıyorum onlara. Tabi şimdilik büyük kızıma... Et dediğimiz şeyin, hayvanların öldürülmüş bedeni olduğunu söylüyorum. Sütün ise buzağılara ait olduğunu, benim sütüm senin, ineğin sütü de kendi yavrusunun diyorum. Hayvanların da hisleri olduğunu her anlattığım masalda dile getiriyorum. Empati duygusunu her an aşılıyorum. Çocuklarımı ahlaklı bireyler olarak yetiştirmeyi amaçlıyorum. Ki ahlak demek; kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına da yapmamak demektir. Bu başkalarının içinde hayvanlar da var. Lütfen çocuklarınıza yediği şeyin nereden ve nasıl geldiğini anlatın, dürüst olun. Hiç bir çocuk mezbaha gerçeklerini öğrenince, et yemeye devam etmez.. Etin ağaçtan toplanan bir besin olmadığını bilmeleri gerekiyor. Hayvanların acı çektiğini, ölmek istemediklerini ve bizim için yaratılmadıklarını bilmeleri gerekiyor.” diye konuştu.

“PAZAR VE AKTARLAR BENİM EN UĞRAK YERLERİM”

Vegan besin kaynaklarını anlatan Zerrî; “Bir vegan hayvansal ürünler dışındaki her şeyi yer. Yüzlerce çeşit sebze, meyve, bakliyat, tahıl, kuruyemişler vs. Yeter ki gözümüz doysun, midemiz elbetteki doyar. Veganlar kesinlikle aç kalmıyorlar. Pazar ve aktarlar benim en uğrak yerlerim. Kahvaltıda zeytin, domates, patates kızartması veya biber, kabak kızartması, reçeller, tahin, pekmez, patlıcan ezmesi, ıspanaklı veya patatesli börek olabilir, çemen , fıstık ezmesi, yeşillikler, vegan peynirler, vegan sucuklar vs.. daha da çoğaltılabilir. Akşam ise kuru fasulye, makarna, pilav, nohut, mercimek, mantar, onlarca çeşit sebze yemeği, bitkisel et ile yapılan pide, lahmacun, içli köfte, karnıyarık ve buna benzer daha birçok besin var. Vegan olduktan sonra bırakın aç kalmayı, çok daha fazla yemek yiyorum desem yerinde olur. Bilmediğim birçok yemek varmış oysaki. Bamya, karnı bahar, bezelye, börülce gibi yiyecekleri bilmezdim bile daha önce. Hayvansal ürünler dışında bir şey bilmezdik ama vegan olunca onlarca çeşit besinle tanıştım. Bu ön yargıyı yıkmak gerekiyor. Hayvansal ürünleri yemeden de yaşayabiliriz.” diye konuştu.        

Kaynak: Editör: Fatih SURUÇ
 
Etiketler: Vegan, Anne:, Veganlık, sömürüye, karşı, etik, bir, duruştur,
Haber Videosu
Yorumlar

Bizim Gazete
Yazarlar
Arşiv
Haber Yazılımı