Haber Detayı
19 Kasım 2020 - Perşembe 00:44
 
VİDEO- ‘Çocuk Gelin’ hikâyesi roman oluyor
Diyarbakır’da çocuk gelin olarak evlenen 9 çocuk annesi 51 yaşındaki Muazzez Efe, çocuk gelin hikâyesini yazdığı şiirlerle dile getiriyor. Şiirlerinde kadınların kendi hayatını bulduğunu anlatan Efe, hem kendi hem de erken yaşata evlendirilen kız çocuklarının hikâyelerini anlatmak için ‘Kör Kuyuda Yusuf Misali’ adlı bir roman kitabı yazmaya hazırlandığını söyledi.
RÖPORTAJ Haberi


Fatih SURUÇ- Devrim AKTÜRK

MÜCADELE HABER- Diyarbakır’da çocuk gelin olarak evlenen ve evliliği boyunca yaşadıklarını şimdilik yazdığı şiirlerle anlattığını belirten 9 çocuk annesi Muazzez Efe (51), hayatını anlatacak ‘Kör Kuyuda Yusuf Misali’ adlı bir roman kitabı yazmaya hazırlandığını söyledi. Çocuk yaşta evlendiği için ‘anneliğin ve anne görevlerinin ne olduğunu bilmediğini ve bunu kitaplardan, ansiklopedilerden öğrendiğini dile getiren Efe, “Hayatımı ele alacağım kitabımda çocuk yaşta evlenen gelin çocukların yaşadıklarının yanı sıra, kendini ifade edemeyen kadınları, hiçe sayılan insanları yaşadıkları sorunları, açlık ve maddi sorunlarla mücadele eden insanların hayatını da yazacağım” dedi. 

 

 

Bağlar’da kadınların sorunlarıyla ilgilenen ve özellikle kendini ifade edemeyen kadınlara yardım edebilmek için yetkililerden destek isteyen ancak hiçbir geri dönüş alamadığını savunan Efe, “Bağlar’ın karanlık sokaklarında yaşayan aydın insanları var. Ancak bu aydınlığı görüp de bir gelseler. Ben Bağlar’ın sadece beton yığınıyla daha güzel bir şekle getirmelerini değil, gelip burada yaşayan insanların ne konumda olduğunu, neye ihtiyaç duyduğunu, nasıl bir yaşantı içinde olduklarını gelip görseler bir el atsalar, onunla ilgilenseydiler bence daha iyi olurdu” dedi.

 

Çocuk gelin olarak evlenen 9 çocuk annesi 51 yaşındaki Muazzez Efe, çocuk gelin hikâyesini vve bundan sonra yapacaklarıyla ilgili şöyle konuştu:

 

 “İÇİMDEKİLERİ DEFTERE DÖKMEK İSTEDİM”

‘‘Ben 1969 yılında Bağlar’da doğup büyüdüm. Dokuz çocuğum var. Beş kız, dört erkek. Çocuk çok güzel bir şey ama onlara güzel bir hayat yaşatamadığım için, sunamadığım için hep pişmanlığım var. Ben her zaman insanlara kendimi ifade etmek için çok çırpındım. Kimse beni dinlemiyordu. Hep çaresizlik içinde hayatımı geçirdiğim için, içimdeki birikintileri deftere dökmek istedim, kalemle paylaştım.

 

“KADINLAR ŞİİRLERİMDE KENDİLERİNİ BULUYORLAR”

Çevremdeki kadınlar hem şaşırıyorlardı. Şiirlerimde kendilerini buluyorlardı ama onlarda kendilerini ifade edemiyorlardı. Bazıları da okuma yazma bilmiyorlar. Mesela ben ilkokul mezunuydum. Küçük yaşta ailem beni evlendirdikleri için, ben eş oldum, anne oldum; ama bir eşin, bir annenin görevlerinin ne olduğunu bilmiyordum. Bende bunu faydalı kitaplardan, ansiklopedilerden ne önüme geldiyse okumaya çalıştım. Ne yapılması gerekiyor, aslında yapılması gereken çok şey olduğunu öğrendim.

 

“HER YAŞAYAN İNSANIN BİR HİKAYESİ VAR”

Bağlar’da 51 yıldır yaşayan bir insan olarak çok üzülüyorum. Neden üzülüyorum? İstiyorum ki yetkililer gelsin burada, bu yaşanmışlıkları görsün. Her yaşayan insanın bir hikâyesi var. Bazen ben kendim söylüyorum, diyorum ki; Bağlar’ın karanlık sokaklarında yaşayan aydın insanları var. Ancak bu aydınlığı görüp de bir gelseler. Ben Bağlar’ın sadece beton yığınlıklarıyla daha güzel bir şekle getirmelerini değil, gelip burada yaşayan insanların ne konumda olduğunu, neye ihtiyaç duyduğunu, nasıl bir yaşantı içinde olduklarını gelip görseler bir el atsalar, onunla ilgilenseydiler bence daha iyi olurdu. Çünkü ben bunun için gerçekten çok yere başvurdum. Bir vatandaş olarak onlara dil olmak istedim.

 

 

Bağlar’ın karanlık sokaklarında yaşayan aydın insanların olduğunu; ancak bu aydınlığı nedense  kimsenin görmediğini dile getiren Efe:

 

Paşaya paşa dedik

El üstünde gezdirdik

Fakiri köle ettik

Taş altında ezdirdik

Ne kadir bildik

Ne de kıymet

Bir gün kabirde buluşuruz elbet… diyerek yazdığı şiirle günümüz yoksul-zengine olan yaklaşımı  anlattı.

 

“BURADA İNSANLARIN ÇOĞU HEP AĞLIYOR”

Bazı insanlar burada kendini ifade edemiyor, kendini kabuğuna çekilmiş. Ancak böyle olmuyor. Gelsinler el ele verip bir şeyler paylaşmaya çalışalım. Çünkü burada insanların çoğu hep ağlıyor. Hayatlarını yaşantılarla hep ağlayarak geçiriyorlar. Birçoğu aslında bana ne dedi biliyor musunuz? Bana diyorlardı ki; sen git kendi evine, kendi çocuklarına bak diyorlardı. Ben de diyordum ki, eğer bir insan bir insanın sorunlarıyla ilgilenmeyecekse o insan, insan mıdır diye söylüyordum onlara? Buradaki insanların en çok maddiyattan dolayı ve hepsi küçük yaşta evlendirildiklerinden dolayı kimse onlara bir hayat sunmamış. Bu böyle sürüp gelmiş. Gerçekten ben de bunu değiştirmek istiyorum. Ben bir vatandaş olarak onlara bir dil, bir ışık olmak istiyorum.

 

“İNSANLAR HEP YARIMDIR, BEN HEP BÖYLE YAŞADIM”

Kitabımda çocuk yaşta olan evlilikler, hiçe sayılan insanlar, karnı doyup da aç olandan haberi olmayanlar, kendi hayatını daha güzelleştirmek isteyip de başkasını görmezden gelenler. Bir şeyler paylaşmak istiyorum. Çünkü insanlar hep yarımdır. Ben hep böyle yaşadım, böyle düşündüm. Diyorum ki; Bir insanın bir insanı tamamlaması için, yanında muhakkak birinin olması gerekir. Ben her zaman bunu insanlara söylüyorum. Diyorum ki; Allah herkesi zengin yaratmamış Bir zengin bir fakirin elinden tutup onu mutlu edebilir. Allah herkesi akıllı yaratmamış. Bir akıllı bir eksik olanı tamamlayabilir. Ben bunu her zaman söylüyorum. Zor değil, yeter ki insanlar yapmak istesin. Bir insan hesabına göre yaşamak isterse bu dünyada, vicdanını bir kenara atarsa onun zaten bu dünyada yapacak hiçbir şeyi olmaz.

 

“HER ŞEY MADDİYAT DEĞİLDİR, İNSANIN İNSANA İHTİYACI VAR”

Her şey maddiyat değildir. İnsanın insana ihtiyacı var. Bir de bu geniş dünya hepimiz için yaratılmış. Bazı insanlara çok dar geliyor. Vereceğin bir ekmekle, bir lokmayla açlık azalmaz. Birini sevindirmek için mücadele etsen senden bir şey eksilmez. Ben bunu hep karanlıklar içinde yaşayan insan olarak, bir de kendimi çok geliştirmek istedim. Belki tam olmadı, elhamdülillah ama ben bunu her zaman söylüyorum, birbirimizi tamamlamamız için, birbirimizin elinden tutmamız lazım. Kitabımın adını da şöyle uygun gördüm, ‘Kör Kuyuda Yusuf Misali’.

 

“BİZ BİR ÇOCUĞUN BAKIMI SADCE YEME İÇME DEĞİL”

Buradaki kadılar hep sıkıntılarla yaşadıkları için, onlara bir yol gösteren olmadığı için, bu durum ezelden beri böyle süre gelmiş. Bazı insanların imkanı da olmuyor. Genç yaşta, çocuk yaşta çoluk çocuğa karıştıkları için. Bu da bir sorumluluktur. Bunu da nasıl yapacaklarını bilmiyorlar. Biz sadece bir çocuğun bakımını yemekten içmekten ibaret olduğunu sanıyoruz ama öyle değilmiş. Yaşadıkça, zaman geçtikçe ben bunun sadece bununla bittiğini sanmamaya başladım. Bu çocuğun hayata hazırlanmasına gerek var, her bir insan bir hayattır. Bu hayatı güzelleştirmek için de aydın insanlara ihtiyaç var.”

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: VİDEO-, ‘Çocuk, Gelin’, hikâyesi, roman, oluyor, ,
Haber Videosu
Yorumlar

Bizim Gazete
Yazarlar
Arşiv
Haber Yazılımı