Yazı Detayı
15 Temmuz 2021 - Perşembe 08:19
 
Bir Yazarın Günlüğünde ‘Diyarbakır’
Devrim Aktürk
devrimakturk0@gmail.com
 
 

Türk eleştirmen, denemeci, yazar, şair. Eleştiri ve deneme alanı dışında hemen hemen eser vermeyen sayılı yazar ve şairlerden biri olan değerli günlük yazarı ve yaşadıklarını bir araya getirerek toparlayan ‘‘Günce’’  adlı kalem tutan ellerin sahibi Nurullah Ataç, zamanında Diyarbakır’a gelmiş ve kent ile alakalı izlenimlerini bu eserinde dile getirmiştir. Bu eserin Diyarbakır kısmına ise uzun uğraşlar sonucunda bulduğumu huzurunuzda aktarabilirim. Sizin gibi değerli okuyuculara bu tarihi eseri göstermekten dolayı mutluluğumu belirtmek isterim.

 

GÜNCE

27 Nisan, Pazartesi

Vardık Diyarbakır’a. Nedendir bilmiyorum, ben Diyarbakır’ı inişli yokuşlu bir yer sanırdım, dümdüzmüş. Sevdim bu şehri, uzun zaman oturmak isterdim burada. Ama biliyorum iyice göremeden ayrılacağım. En çok üç dört gün kalabilirim, sonra gene çıkmazlı yola.

Burada, genç öğretmenler arasında beni sevenler var, okuyorlarmış yazılarımı. Öğrencilerine de okutuyorlar. Onu pek doğru bulamadım. Çocuklar okuduklarına inanırlar, bellerler onları. Benim söylediklerimle inanmasınlar demiyorum, ben ne yazarsam inanarak yazarım, kendi doğrularımı, hakikatlerimi söylerim. Çocuklar ‘‘Bu adam böyle düşünüyor’’ demez. ‘‘Bu adam böylemmiş, doğrusu buymuş’’ der. Ben öğretici değilim, öğreticiliğin sorumluğunu alamam üzerime. Öğretici olmak beni düşünmekten korkutur. Ya doğru değilse düşündüğüm? Ya doğru değilse yazdığım? İçime bu şüphe düşünce bende yalnız bundan şundan söylemeye kalkarım, özgürlüğümü yitiririm…

 

28 Nisan, Salı

Bugün dolaştım Diyarbakır’da, birkaç kişi ile konuştum. Dicle’yi gördüm. Karşı kıyıda küçük bir köy var, ne şirin şey! Ama gitmek zor oraya. Hem bakalım yakında görülünce o kadar şirin mi..?

 

29 Nisan, Çarşamba

Bugün Öğretmen Okulunda şiir üzerine konuştum, Fuzûli’den, Baki’den, Naîlî ile Galip’ten birkaç şiir okudum. Söylediklerim öyle önemli şeyler değil ama beğendiler. Şiir bu, ne de olsa hoşa gidiyor.

Konuşurken Arapça, Farsça sözleri çok kullanıyorum. Kızıyorum kendime. Kendimi zorlayıp da onların onlardan kurtulmalıyım. Alışmışım o sözlere, yaşlanmışım da. İnsan kabul etmeli böyle şeyleri, ne denli yaşlanırsa yaşlansın, kendisinin genç olduğuna, alışkanlıklarından kurtulabileceğine inanmalı. Gene de ulaşamazmış ereğine. Olsun! Bir zorlamalı kendini, sonra bıraktım.

Yarın dil üzerine konuşacağım. O diyeceklerimi, korkarım beğenmezler. Ama asıl, o dil üzerine söyleyeceklerimi beğendirmek, onların doğruluğuna inandırmak (isterim). Geçen gün öğretici olmadığımı söylüyordum. Dil üzerine söylediklerim öğreticilik değil mi? Bilmiyorum ne dediğimi.

 

 
 
 
Etiketler: Bir, Yazarın, Günlüğünde, ‘Diyarbakır’,
Yorumlar
Günün Gazetesi
İlanlar

Yazarlar
Arşiv
Haber Yazılımı