Kahvehaneler özellikle ramazan aylarında çok daha hareketli olmaktadırlar. Bu ayda, kahvehanelerde sazlı sözlü meclisler kurulmakta, aşıklar atışmakta ve edebiyatçılar da eserlerini anlatmaktadırlar.

Kahvehanelerin, özellikle ramazan ayında, merkezi bir mekân durumuna gelmelerinin de, bu mekânlara olumlu bakışı sağladığı söylenebilir.(7)

 

Diyarbakır’daki durumu Mehmet Mercan’dan dinleyeceğiz

Evet. Hepimiz biliyoruz ki eskiden bir başkaydı Diyarbakır.

Herkes birbirinin hastasına koşar, cenazesini omuzlar, sıkıntısını paylaşırdı.

Kentin hovardasının, kabadayısının, delisinin bile bir BAŞKA yanı vardı.

Hırsızı, uğursuzu belliydi. Bunlar da herkese sataşmaz, büyüklere saygıda kusur etmezlerdi. Mahallenin büyüğü geçtiğinde herkes bir kenara çekilir saygıyla yol verirdi.     

Çarşısında, pazarında dürüstlük vardı, güven vardı. Çeki, senedi kimse bilmezdi. Bir selam, bir SÖZ yeterliydi.

Şimdilerde bu Diyarbakır yok ne yazık ki.

Kimsenin kimseye güvenmediği, herkesin bir diğerine kuşku ile baktığı, tüccarın, esnafın, işçinin, memurun birbirini ÇARPMAK için fırsat kolladığı bir kente dönüştü Diyarbakır’ımız...

Yazık.

Yüz yıllar boyu kültürün, sanatın, kısacası medeniyetin beşiği olmuş Diyarbakır, birkaç yıl içinde sefaletin, cehaletin merkezi durumuna düşürüldü.

Yazık...

Sekiz asır önce Dünya’da ilk robotun imal edildiği, Dünyanın en büyük kütüphanesinin bulunduğu,  450 yıl önce üniversite düzeyinde eğitim veren 25 medreseye sahip, 150 yıl önce burada üretilen ipeklileri için, kirpas ve mintanlari için, kök boyalı iplikleri için Avrupa ülkelerinin sıraya girdiği Diyarbakır şimdilerde işsizliğin girdabında ele-güne muhtaç bir kent...