İklim değişikliğinin yaşam alanları üzerinde yarattığı baskıdan da insan sağlığı faktöründe olduğu gibi en çok kırılgan nüfusun yaşadığı kendin daha dirençsiz yaşam bölgelerinin etkilendiği görülmektedir.
Bu alanların kentin diğer bölgelerinden görece daha dayanıksız konutlarda yaşadığı, teknik altyapısının daha yetersiz olduğu, kentsel hizmetlere erişimde de daha kısıtlı mekanlara ve imkanlara sahip oldukları görülmektedir. İklim değişikliği sebebiyle ekstrem sıcak ve soğuk günlerin yaşanması, aşırı yağışlar ve fırtınalar bu yaşam alanlarındaki konutların daha dirençsiz hale gelmesine sebep olmaktadır.
Bu kapsamda kentlerdeki yaşam alanlarının iklimle uyumlu dönüştürülmesi üzerine çalışan meslek gruplarının öncelikle kırılgan nüfusun yaşadığı alanlardan başlamak üzere konutlarda enerji verimliliği, teknik altyapının iyileştirilmesi ve yeşil altyapıya uygun dönüştürülmesi, kentteki yaşam alanları arasında homojen dağılan yeşil alanların sağlanması üzerine çalışmalara yoğunlaşması gerekmektedir.
Buna ek olarak iklim değişikliğinin insan üzerindeki etkilerinin azaltılması üzerine farkındalığın artması da toplumun iklimle uyumlu dönüşümünde önem arz etmektedir. Bir konu üzerine toplum farkındalığının artmasında toplumun etik değerleri ve sosyal bilincin önemli bir etkisi vardır. Farklı toplumsal grupların iklim farkındalığını arttırmak üzerine bir araya gelmesi konunun küresel öncelikli mesele olarak ele alınması önem taşımaktadır.