Yeryüzünde yükselecek ve alçalacak tek varlık (canlı) şüphesiz ki irade sahibi insandır. İradesiyle hayvanlardan ayrılan insan, kaderini tayin eden Yüce Allah’ın emir ve yasaklarına, İslam’ın ve imanın şartlarına, Peygamber Efendimizin hadis ve sünnetlerine uymak ve bunları bildirmekle ancak takva sahibi olabilir.
Takva sahibi hiçbir insan, bunları görmezden gelip reddedenlere, bunlara karşı çıkıp saygısızlık yapanlara ya da bu kutsal değerlere saldırıp bunları aşağılayanlara karşı asla ve asla sessiz kalmamalıdır. İster Hıristiyan, ister Yahudi, ister Müslüman olsun hiç kimsenin dini ve İslami değerlerimize, kutsal kitabımıza saldırmalarına, bunlara saygısızlık yapmalarına kesinlikle müsaade etmemeliyiz. Bunlara müsamaha gösterdiğimiz an, müsaade ettiğimiz an, sessiz kaldığımız an Allah’a karşı gelen iblisten (şeytan) hiçbir farkımızın kalmadığını bilmeliyiz.
Hafta sonu Türkiye'nin İsveç Stockholm Büyükelçiliği önünde kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’i İsveç polislerinin gözü önünde yakan ırkçı ve ruh hastası Rasmus Paludan’ın bu skandal ve infiale yol açan eylemini “ifade özgürlüğü” diye nitelendiren İsveç hükümetini de aynı şiddet ve öfkeyle kınıyorum.
Dün birçok ülkede olduğu gibi bugün de İsveç’te kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’i o kirli ve kanlı ellerine alarak yakan kafir ve iblislere hesap sormak, şiddetle tepki göstermek, o sapkın ve ahlaksız mahlukatlara gereken dersi vermek başta Müslüman ülkeler olmak üzere hepimizin en asıl ve en öncelikli vazifesi olduğunu buradan altını çizerek belirtmek isterim.
Ülkelerini, “sözde insan hakları savunucusu, sözde medeniyet ve özgürlükler ülkesi” olarak lanse etme gayretinde olan eli kanlı İsveç ile bu zihniyette olan diğer batılı ülkelerin eskiden olduğu gibi bugün de ne kadar medeniyetsiz, ne kadar ırkçı, ne kadar faşist, ne kadar hak düşmanı, ne kadar cani ve iblis ile ne kadar ortak yanlarının olduğunu apaçık görüyoruz.
Dün o kirli ve kanlı elleriyle Peygamber Efendimizin karikatürünü yapma cüretinde bulunan yeryüzündeki iblisler, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerm’i yakma cüretinde bulanan ve her daim şer işlere imza atan din ve İslam düşmanı iblislerin bugün de aynı şeyleri yapmaları, onların en yakın zamanda Allah’ın gazabına uğrayacaklarını bize gösteriyor. Gidecek tek yerleri Esfel-i safilin (cehennemin en dibi) olan bu alçakların, insani sıfatlardan yoksun bu mahlukatların dinimize, kutsal kitabımıza el ve dil uzatmalarına ve bu alçak saldırılarına gür ve hür bir sesle karşı çıkmalıyız, vakit geçirmeksizin hesap soramalıyız!
Bugün NATO’ya üye olmak için Türkiye’nin kapısında havlamaya çalışan ve ülkelerindeki o alçak saldırıya sessiz kalan İsveç’e kesinlikle en ufak bir kemik dahi verilmemelidr. Türkiye Hükümeti, NATO üyeliği için kendisini ikna etmeye çalışan din ve İslam düşmanlarına, eli kanlı cani ve zalimlere katiyen izin vermemelidir. Onları NATO’ya girdirecek kararı kesinlikle meclise getirip meclisten geçirmemelidir. Hatta ve hatta gerekirse, İsveç’in Türkiye’deki Büyükelçiliği derhal geri çekilmelidir. Yeryüzündeki bu iblislere herkesin yaptırım uygulaması, bir şekilde hesap sorması, şiddetle tepki göstermesi artık bir zorunluluk, bir sorumluluk ve bir vazife olmuştur.